Em. Deniz Kurmay Albay Halil Özsaraç: Deniz ticaretine devlet el atmalı

Rus petrolünün küresel piyasalara ulaşmasında en büyük rol Yunan tankerlere ait. Fakat 5 ay sonra yaptrırımlar nedeniyle bu faaliyet bıçak gibi kesilebilir. Türkiye'nin ise pastadan pay alabilecek kapasitesi, maalesef yeterli değil...

Em. Deniz Kurmay Albay Halil Özsaraç: Deniz ticaretine devlet el atmalı

Rus petrolünün küresel piyasalara ulaşmasında en büyük rol Yunan tankerlere ait. Fakat 5 ay sonra yaptrırımlar nedeniyle bu faaliyet bıçak gibi kesilebilir. Türkiye'nin ise pastadan pay alabilecek kapasitesi, maalesef yeterli değil...

Em. Deniz Kurmay Albay Halil Özsaraç: Deniz ticaretine devlet el atmalı
02 Ağustos 2022 - 12:34
Reklam

Tarihin iki kadim dostu Rusya ve Yunanistan, değişen dünya koşullarında iki ayrı kutbun hasımları oldular. Önce Ortadoskluk bağını koparan iki ülke, ardından siyasetten güvenliğe kadar çok sayıda sorun yaşadılar. Batı'nın Rusya yaptırımlarına büyük bir iştahla katılan Atina yönetimi, diplomatları kovmaktan hava sahasını kapatmaya kadar bir dizi düşmanca adımda oldukça hevesliydi. Rusya ise mütekabiliyet esasınca Atina ile ilişkilerini “sıfırladığını” ilan etti. Fakat iki ülke arasındaki tarihin bu en derin krizi dahi, ekonomik ve ticari ilişkileri bitiremedi. Bunda bizim de payımız var...

Yunanistan, hala Rus petrolünün dünyaya açılmasındaki en önemli aktör. Bundan rahatsızlık duyan finans kapitalin analistleri, Atina'yı Moskova'ya nefes olmakla suçluyor. Örneğin Uluslararası Finans Enstitüsü Başekonomisti Robin Brooks, aynen şöyle yazıyor:

 

“Rusya Ukrayna'yı işgal etmeden önce, Yunanistan'a ait gemiler, Rusya'dan çıkarılan petrolün toplam %35'ini taşıyordu. İşgalden bu yana oran %55'e kadar çıktı. Yunanistan, petrolünü küresel pazarlarda satmasına yardımcı olarak Rusya'nın Ukrayna'da savaşmasına yardımcı oluyor.”

Türkiye ise bu iki ülke arasındaki tarihi kopuşa rağmen, deniz taşımacılığındaki pastaya bir türlü ortak olamıyor. Bunun nedenlerini, Türk denizciliğinin kapasitesini, önündeki fırsatları, taşımacılıktan daha fazla pay alabilmenin yollarını, eksiklerimizi, hatalarmızı Emekli Deniz Albay Halil Özsaraç ile konuştuk.... 

HER GÜN MİLYONLARCA VARİL DENİZLERE ÇIKIYOR

  • Değerli komutanım, Türk ticaret filosuna gelmeden önce, Rusya'dan taşınan petrol arzının büyüklüğünü anlatabilir misiniz? Nasıl bir pastadan bahsediyoruz?

Rusya Federasyonu, ABD ve Suudi Arabistan’dan sonra 3. büyük petrol üreticisi olarak küresel enerji piyasalarının vazgeçilmez bir aktörüdür. Öyle ki, Rusya’nın 2021 yılı petrol ve doğal gaz dış satımı, Rus federal bütçesinin yüzde 45’ini oluşturmuştur. 2021 yılında Rusya Federasyonu, günlük 10,5 milyon varil civarında üretimi ile dünya ham petrol üretiminde yüzde 14’lük bir paya sahip olmuştur. Rusya’da üretilen ham petrolün 2021’de günlük 4,7 milyon varili ihraç edilmiş, kalan 6,8-6,9 milyon varillik kısmı ise Rus rafinerilerinde petrol ürünlerine dö-nüştürüldükten sonra yaklaşık 2/3’ü iç piyasanın kullanımına sunulurken kalan kısmı ihraç edilmiştir.

 

Rusya Federasyonu’ndan günlük 1,6 milyon varil ham petrol alan Çin Halk Cumhuriyeti, Rusya’dan en fazla petrol satın alan devlettir. Pek çok Avrupa devleti de, 2021 yılı içinde Rus petrolünün günlük 2,4 milyon varillik kısmını satın almıştır. Bunun günlük 750 bin varillik kısmı, toplam 5 bin 500 km’lik uzunluğu ile dünyanın en uzun petrol boru hattı sistemi olan Durzhba Petrol Boru Hattı ile Doğu ve Orta Avrupa ülkelerine taşınırken, kalanı denizden taşınmıştır. 2021’de Avrupa rafinelerinde işlenen ham petrolün yüzde 20’si Rusya’dan getirilen petrol olmuştur. Ayrıca, Rus rafinerilerinde üretilen benzinin tümü iç tüketime ayrılmışken, Euro 5 (10 ppm) standardında üretilen dizel yakıtın yarısı Avrupa pazarına satılmıştır. Bunun yanında Rusya Federasyonu, vakumlu gazyağı ve ağır fuel oil ihracatında da önde gelen bir isimdir.

2021 yılını referans aldığımızda, Rusya Federasyonu’nun günlük 2,8 milyon varil rafine edilmiş petrol ürünü ihraç ettiğini görüyoruz. Yani, Rusya 2021 yılı boyunca günde toplam 7,5 milyon ham veya rafine edilmiş petrol ihraç etmiştir. Rusya’nın özellikle rafine petrol ürünlerindeki en gözde alıcısı Avrupa olmuştur. Avrupa, Rusya’dan satın aldığı günlük 750 bin varil dizel yakıtı ile, motorin gereksiniminin yüzde 10’unu Rus rafinerilerinden karşılamıştır.

Rusya Federasyonu, 2012 yılında devreye aldığı 4 bin 740 km uzunluğundaki ESPO Boru Hattı'nı da kullanarak günlük 1,6 milyon varil ham petrolünü Çin ve Japonya başta olmak üzere Asya pazarına göndermektedir.

DENİZ ROTALARINDA RADİKAL DEĞİŞİKLİKLER

  • Peki Rus petroü hangi noktalardan denize açılıyor?

Son yıllarda Asya’nın artmakta olan petrol gereksinimini karşılamaya odaklanan ve böylece Avrupa pazarına enerji satış bağımlılığını azaltan Rusya; Baltık Denizi’nde Ust-Luga ve Primorsk Limanları (her ikisi de St.Petersburg’ta) ile Karadeniz’de Novorossiysk’ten başka Japon Denizi’ne açılan Kozmino Limanı’ndan (Vladivstok’ta) deniz yoluyla, hatta az miktarda demir yolu ile petrol satışı yapmaktadır.

 

24 Şubat 2022 tarihinde Ukrayna’da Rus askerî harekâtının başlamasıyla birlikte ABD, İngiltere ve AB yaptırımlarının devreye girdiği son aylarda Rusya Federasyonu’nun Avrupa’ya ulaştıramadığı günlük 1,5 milyon varillik ham petrol ile günlük 600 bin varillik dizel yakıtın yeni alıcıları, Hindistan, Türkiye ve Çin olmuş ve doğuya yönelen Rus petrolünün deniz rotalarında radikal değişiklikler yaşanmıştır.

YUNAN TAŞIMACILIĞI BIÇAK GİBİ KESİLECEK

  • Rus petrolünün denizden taşınmasında Yunan tankerlerinin rolü hakkında da bilgi verebilir misiniz?

Dünya tankerlerinin DWT olarak yüzde 30,25’ine sahip olan Yunan sermayesinin Baltık Denizi ve Karadeniz yoluyla taşınan Rus petrolü üzerinde 2021 yılında yüzde 30,5’luk bir paya sahip olması, doğal bir sonuçtur. Ancak, çok sayıda Yunan deniz taşımacılık şirketinin 2022’nin Mayıs-Haziran aylarında sıçrama yaparak Baltık ve Karadeniz’den yüklenen Rus ham petrol ve işlenmiş petrol ürünlerinin yüzde 43’lük bölümünü taşımaya başlaması dikkat çekicidir. Aslında, dünya tanker taşımacılığına hâkim durumu nedeniyle, denizden taşınan Rus petrolünün aniden Avrupa yerine Asya pazarlarına taşınmaya başlanması şeklinde ortaya çıkan radikal rota değişikliğini karşılama yeteneği de en başta Yunanistan’da bulunmaktaydı. Nitekim Rusya Federasyonu, denizden petrol taşımacılığında ortaya çıkan bu durumu, kendi millî SOVCOMFLOT şirketi ile telafi etmeye çalışmış, ama geçen yıl denizden petrol taşımacılığının yüzde 8’ini yaptırdığı SOVCOMFLOT, bu yıl bu oranı ancak yüzde 15’e çıkarmayı başarmış, kalan yük için Yunan tankerlerini kullanmak zorunda kalmıştır.

Ayrıca Yunanistan, Malta ve Cebelitarık civarlarında açık denizde, hatta okyanuslarda Rus petrolünün gemiden gemiye transfer edilmek suretiyle denizde Rus petrol hareketine hız kazandırıldığı da pek çok Batılı kaynakta dile getirilmektedir.

Yunan sermayeli tanker gemilerinin -büyük bir fırsatçılıkla- Rus petrolünü Avrupa dışı rotalara taşıma konusunda üstlendiği bu etkin rolün, yaptırımların birkaç ay sonra sıkılaştırılması sonrasında tümüyle sona ermesi beklenmelidir. Çünkü, Rusya’ya yönelik yaptırımlar paketinin ortasında kalan Yunan armatörler, 2022’nin Aralık ayında başlayacak olan Rus limanlarından yüklenen mallar (üçüncü ülkeler dâhil) için AB ve İngiltere’de uygulanacak deniz sigortası ve finansman yasağının etrafından dolanacak bir şey bulamazsa, 5 ay sonra Rus petrolünü taşımayı kesmek zorunda kalacaktır. Yani, yeni bir karar alınmazsa, 5 ay sonra Yunan gemilerinin Rus petrolünü taşıma faaliyetleri bıçak gibi kesilecek, hatta petrol dışı Rus ürünleri bile Yunanlılarca taşınamayacaktır.

SINIRLI KAPASİTE PASTADAN PAY ALMAMIZI ENGELLİYOR

  • Peki, bu durumda ortaya çıkan boşluğu Türkiye doldurabilecek mi?

Dünyada birinci sırada olan Yunanistan’ın ticaret denizciliğinde ulaştığı seviye, Türkiye’nin kısa ve orta vadede erişebileceği bir seviye değildir. Üstelik Yunanistan’ın dünyada açık ara üstün olduğu deniz taşımacılık kategorisi, “ham petrol ve petrol ürünlerini taşıyan tankerler” alanıdır. 2021 rakamlarına göre dünya ham petrol ve petrol ürünleri tankerlerinin yüzde 30,25’inin sahibi Yunan'dır. Aynı alandaki oran, dünya sıralamasında sadece 21. sırada bulunan Türk sermayesinde (bayrak değil), yalnızca yüzde 1,07’dir. Yani Yunan sermayesi, petrol taşımacılığı konusunda Türk sermayesinden -DWT olarak- yaklaşık 28 kat daha üstündür. Denizde petrol ve petrol ürünleri taşıyan gemilerimizle ilgili -az da olsa- sevinebileceğimiz tek veri, 10,5 yaş ortalaması ile Türk tankerlerinin, oldukça yaşlı olan diğer tip gemilerimize göre daha genç olmalarıdır.

Rus petrolünün, 2022 yılının Aralık ayından itibaren ABD, İngiltere ve AB yaptırımlarına uymayan devletlerin tankerlerini kullanma gereksinimi oluşsa da Türk Deniz Ticaret Filosu'nun bu boşluktan (pastadan) pay kapabilme durumu, tanker sayısı ve büyüklüğü bakımından son derece sınırlıdır. Limanlarda veya açık denizde petrol aktarımı gibi özel uygulamaların düşünülmesi durumunda bile, sınırlı taşıma kapasitesi nedeniyle büyük bir pay kapmamız mümkün olamayacaktır. Diğer taraftan, başka ülkelere taşınamayacak bile olsa Türkiye’nin petrol gereksiniminin mutlaka büyük ölçüde Rus petrolünden karşılanması için tüm deniz taşımacılık olanaklarımız zorlanmalıdır. Özel sektörün üstlendiği Türk deniz ticaretimizin son 13 yıldır yatırımlarını âdeta durdurmuş olması, Rus petrolünün taşınması fırsatının büyük ölçüde kaçmasına yol açacaktır. Ve emin olun kendisini dev aynasında gören özel sektör, daha pek çok fırsatı kaçırmaya devam edecektir. Önümüzdeki  10 veya 20 yıl içerisinde benzer kırılmaların sunacağı fırsatlardan fayda sağlayabilmek için Türk deniz ticareti ve gemi inşa alanlarında devlet yatırımları zorunludur. Bu tür yüksek sermaye isteyen ekonomi alanları, özel sektörün isteksizliğine kurban edilmemeli; devlet tarafından, deniz ticaret alanına -daha fazla zaman yitirmeden- sağlam bir adım atılmalıdır. Devletin deniz ticaret sektörüne atacağı güçlü bir adımın bile, 10 yıldan önce meyve vermeyeceğini düşünürsek sektörü akışına bırakarak daha fazla zaman yitirmek, doğru bir hâl tarzı değildir.


TÜRK BOĞAZLARI AVRUPA VE YUNANİSTAN'IN REFAH YOLU MU?

“1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin ticaret gemilerine sağladığı özel geçiş rejimi sayesinde Yunan ham petrol ve petrol ürünleri tankerleri, bir iç su statüsündeki Türk Boğazları ve Marmara Denizi’ni kullanarak zenginleşmekte, AB ülkelerini zenginleştirmektedir. 2021 yılında 8 bin 248 tankerin geçtiği Türk Boğazları, Yunanistan’ın petrol ihtiyacını karşılayan bir su yolu olmuş, Yunanistan’ın petrolünü Rusya’dan karşılama oranı son 20 yıldır yüzzde 49’un altına inmemiştir (2020’de yüzde 91). Benzer şekilde, Fransa da son 20 yıldır petrol gereksiniminin yüzde 17-30’unu Türk Boğazları üzerinden getirdiği Rus petrolüyle karşılamıştır. Bu oran, İtalya için yüzde 19-32 arasındadır. Türk Boğazları jeopolitiği üzerinden kendisine bağımlı durumdaki başta Yunanistan, Fransa ve İtalya gibi Avrupa ülkelerine karşı Türkiye, son 20 yıldır jeopolitik gücünü kullanmaktan kaçınmıştır. ABD, İngiltere ve Yunanistan dâhil AB ülkelerinin ticaret gemilerinin geçişlerinin azalacağı bu dönemde, elde edilecek fırsattan istifade ile Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin kaldırılması konusunun da tartışmaya açılması gerektiğine inanıyorum.”

YORUMLAR

  • 0 Yorum